Neden Yazmalı?

Uzunca bir süredir yazmıyorum. Yazmayı çok seven birisi için bu uzun süre yemek yememek, uyumamak gibi bir şey. Sağlıklı değil.

Beyin sağlığı için yazmak, okumak kadar önemli. Beynimiz öyle bir yer ki; gün içinde maruz kaldığı binlerce bilgiyi, milyonlarca uyaranı bir torbanın içinde topluyor. Uyuduğumuzda da bu bilgileri ilgili klasörlere yerleştirip yeni gün yenilerine yer açıyor. Ama eğer siz bilinçli olarak doğru bilgiyi doğru klasöre yerleştirmezseniz, günün sonunda beyninizde klasör çöplüğü olabilir. Bu da doğru bilgiye hızlıca erişebilmeyi zorlaştırıyor.

Yazmanın böyle bir de fonksiyonu var. Beyninizin bu arşivleme işini doğru yapmasını sağlıyor.

Herkesin beyni için çalışıyordur diyemem. Ama özellikle sözel ağırlıklı beyinlere sahip kişilerin bunu denemesini tavsiye ederim. Farkı görecekler.

Peki nasıl bir yöntem izlemeli?

Bir konu hakkında bilgi edinmek istiyorsunuz. Okuyorsunuz, araştırıyorsunuz, izliyorsunuz, üzerine sohbet ediyorsunuz. Sonra bu konuda aklınızda kalmasını istediğiniz öğeleri bilinç altınız otomatik olarak seçiyor. Bir süre kısa süreli hafızanızda tutuyor, sonra uzun süreli hafızanıza atıyor. Ancak bu bilgiler kullanılmazsa, tekrar edilmezse siliniyor.

Eğer bu oto-silme sürecini iptal etmek, o bilgiye hep sahip olmak istiyorsanız yapabileceğiniz bir kaç şey var. Ya o konu üzerine tekrar tekrar sohbet edeceksiniz, yani tekrarlayacaksınız; ya da yazacaksınız. Yazarken insanın beyni bilgiyi derleyip topladığı ve size özel güzel bir özet haline getirdiği için unutmayacaksınız.

Ders çalışan öğrencilere öğretmenlerinin sürekli tekrar etmelerini önermelerinin sebebi budur.

Yazının, konuyu farklı şekillerde tekrarlamak dışında bir farkı da şu:

Konuşursunuz, sözünüzü keserler. Düşünürsünüz, dikkatiniz dağılır. Ama yazınızı kimse kesemez. Dikkatiniz dağılsa da tekrar okur, devam edersiniz.

Bu işin teknik boyutu. Bir de işin sosyolojik boyutu var.

Bizler, dünyaya gelecek nesillere miras bırakmaya geliriz. İnsan neslinin gelişimi için bu miras çok büyük önem taşır.

Fikrinizi, zikrinizi, düşüncenizi, bilginizi aktarmanın en güzel ve kalıcı yollarından birisi de yazmaktır. Eğer fani dünyada geçirdiğiniz süre boyunca edindiğiniz tecrübeyi gelecek nesillere aktarmak gibi bir derdiniz varsa yazın. Sadece twit atmayın, başkasının düşüncesini tekrarlamayın. Okuyun, bilgi edinin, kendi süzgecinizden geçirin ve kendi tarzınızla yazın, anlatın, gösterin. Dünya böyle gelişecek, zihniyetler böyle değişecek. 

Aşağıda son dönemde izlediğim en iyi dizilerden birisi olan “Şahsiyet“in de yazarı olan Hakan Günday‘la yazmak üzerine yapılan bir sohbetin videosunu paylaşıyorum. İzleyin.

Selametle.