Türkiye’yi Anlamak.

Reklamcılık hocamızın hiç aklımdan çıkmayan bir sözü vardı.

“İletişim, karşındakini tanımakla başlar.”

Gerçekten de iletişmek için önce tanışmak gerekiyor. Ancak tanıdıktan sonra karşılıklı anlamlı mesaj alış-verişine geçebiliyorsun. Mesaj alış-verişi sürdükçe de anlama safhası geliyor.

Aslında biz bu ülkede yaşarken sürekli mesajlar veriyoruz orta yere. Ülke de bize mesajlar veriyor. Her iki taraf da bu mesajları dünyadaki varoluş süresi boyunca edindiği tecrübeden süzüp veriyor. Yani uzun lafın kısası, sen 25 yıllık geçmişinle Türkiye hakkında atıp tutarken, Türkiye’nin yüzlerce yıla dayanan tarihinden mutlaka sana düşen bir cevap vardır. İster iyi konuş, ister kötü.

Bu nedenle ben insanın günlük politik tartışmalarla vatanına laf etmesine, adeta ülkesinden iğrenmeye varan yorumlar yapmasına hem akıl sır erdiremiyorum, hem de bu durumdan son derece rahatsız oluyorum. Bana laf söylenmiş gibi içerliyorum.

Türkiye, arkasında asırlar boyunca dünyaya hükmetmiş bir medeniyeti taşıyor. Bu medeniyet boyunca edindiği tecrübe, biriktirdiği kültür mirası ve insani yetkinlik ile, Dünya’nın en köklü ülkelerinden birisi. Bu medeniyet mirasını anlamayalım, öğrenmeyelim diye elinden geleni yapmış bir batı nedeniyle de kendi insanının kendine düşman olmuş olması acıklı bir durum. Dolayısıyla düşününce, tasvip etmesem de bu düşmanlığı anlayabiliyorum.

Ben bunu anlayabiliyorum, çünkü iki tarafı da elimden geldiğince tanımaya çalışıyorum her gün. Türkiye hakkında her gün atıp tutan güruhun da üzerinde Türkiye’yi anlamak gibi bir sorumluluk var. Türkiye’yi anlamak konusunda elimden geldiğince önerilerimi bir kaç kısa maddede sıralamak istiyorum şimdi. Anlamak isteyene.

1. Tarihini oku!

Haydar Tunçkanat – İki Anlaşmaların İçyüzü

Ama okul kitabından okuduğunla kalma. Derinlere in, perde arkasına bak. Sana anlatılan ne, anlatılmayan ne var, bunları bul. Bu ülke nereden nereye gelmiş, buraya gelirken ne badireler atlatmış, insanlığa ne gibi faydaları olmuş, kimlerin elinde neler yaşamış iyice araştır. Bolca oku. Tarafsız belgeseller izle. Ya da bütün taraflı belgeselleri izle, sentezini yap, doğruyu bul. Savaşlar ve antlaşmalar tarihini incele. Burada bir parantez açarak bir kitap önermek istiyorum. Haydar Tunçkanat‘ın İkili Antlaşmaların İçyüzü kitabını mutlaka oku. Türkiye’yi anlamak için en önemli adımın bu olacak. Bu kitapta, özellikle en enteresan “müttefikimiz” olan Amerika ile yaşadığımız sıkıntıların neden yaşandığını, Türkiye’yi nasıl yörüngelerine aldıklarını, bu yörüngeden çıkmaya çalışırken neden canımıza okumaya çalıştıklarını anlayacaksın. Normalde sahaflar hariç bulamazdın bu kitabı ama çok yakın zamanda yeni bir baskısı yayınlandı. Şanslısın. Savaşları incele, sonuçlarını iyi anla. Lise tarih kitaplarının dışına çıkarak anla.

2. İnsanını tanı!

Bolca insanla tanış. Doğudan batıya. İstanbul kökenlisi ile, İzmir kökenlisi ile, Diyarbakır, Trabzon, Konya ve Adana kökenlisi ile tanış. Dört köşeden her kültürden insanla tanış. Onları anla. Yüzeysel tanıma, adetini, töresini, yaşama biçimini anla. Doğudaki Kürt kardeşin özellikle 1990 sonrası neler yaşamış, sana nasıl düşmanlaştırılmış, iç karışıklık malzemesi haline getirilmiş, onu anla. 15 Temmuz’da üzerinden MACH üstü uçuş yapan uçağın sana yaşattığı korkuyu hatırla, Ankara’nın göbeğine atılan bombaları düşün, onların yıllarca bu korkuya maruz bırakıldığını anla. Orta anadolu insanının yıllarca nasıl ikinci sınıf vatandaş olarak görüldüğünü anla. Zamanında gazetelerde atılan “Halk plajlara akın etti, vatandaş denize giremiyor.” başlıklarını incele. Halk kim, vatandaş kim, onları düşün. Onları anla.

3. Kendini tanı!

Bir insanın kendisine yapabileceği en büyük iyiliktir “Ben kimim?” sorusunun cevabını bulmak. Kökenin ne? Bu dünyaya niye geldin, sadece yaşamak dışında ne yapıyorsun, ne yapabilirsin, onu düşün. Kapasiten ne, yeteneğin ne, hangi alanda iyisin, onu anla. Sadece kendine mi faydan var, başka birisine faydalı olmak için ne yapıyorsun, sevdiğin ya da sevmediğin bu dünya ve bu ülke için ne yapıyorsun da ahkam kesme hakkını kendine buluyorsun, onu düşün. Ne kadar boşsun, ne kadar dolusun onu anla. Boşu doldurmak için ne yapıyorsun, neler yapabilirsin onu düşün. Hiç bir zaman geç değil.

Bu üç madde bu sırayla olmak zorunda değil. İstediğin maddeden başlayabilirsin. Hepsini aynı anda da yapabilirsin. Ama bunları yapmadan Allah aşkına konuşma, boş konuşma.

Ve bir şey daha, bunları yaptıktan sonra hayatta başarılı olmak için ne yapıyorsan daha iyi yapabildiğini, toplumda çok daha çabuk karşılık bulduğunu, hayata bakışının değiştiğini, gündemi çok daha hızlı yorumlayıp anlayabildiğini fark edeceksin.

Son olarak sizi bu üç maddeyi çok iyi bilen, Türkiye’yi çok iyi anlayan birisiyle, Sakıp Sabancı’yla baş başa bırakayım. Beni daha iyi anlayın diye.

Türkiye’nin Sakıp Sabancı’sı…

Selametle…